Aile planlaması, çiftlerin çocuk sayı ve sahibi olma zamanını planlamalarıdır. Çiftler istenmeyen gebelikleri önlemek için çeşitli doğum kontrol yöntemlerine başvurmaktadır. Çünkü korunmasız bir ilişkide gebelik oranı ovulasyon dönemine yakınlığa bağlı olarak % 20-25 seviyelerine çıkmaktadır. Bir yıl boyunca korunmasız düzenli cinsel ilişkide ise bu oran % 85 gibi yüksek seviyelere ulaşmaktadır. Doğum kontrol yöntemleri çok çeşitlidir ve bu yöntemlere her gün yenileri eklenmektedir. Böylece daha başarılı, pratik yöntemler geliştirilmektedir. Fakat hiçbir yöntem % 100 koruyucu değildir. Ayrıca her yöntemin başarı oranı kişiden kişiye değişmektedir. Bu nedenle çiftler kendilerine en uygun yöntemi seçmelidir.
Doğum kontrol yöntemleri genel olarak şunlardır:
Dışa Boşalma: Bu yöntemin mantığı ejekülasyonda ( boşalma ) spermin vajina dışına boşaltılmasıdır. Ülkemizde yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Başarısızlık oranı % 10-35 arasındadır. Başarılı bir yöntem olduğu söylenemez.
Takvim Yöntemi: Ovulasyon tarihinden 2-3 gün öncesinden, 3-4 gün sonrasına kadar cinsel ilişkiden uzak durma ya da bu dönemde koruyucu bariyer yöntemleri ( prezervatif, spermisid, spiral gibi ) kullanma esasına dayanan bir yöntemdir. Bu yöntemde kesin ovulasyon tarihini bilmek çok önemlidir. Fakat bu yöntem de fazla etkili olmayabilir. Çünkü menstrual siklus içinde ovulasyon olma ihtimali her zaman vardır. Bu yöntemin başarısızlık oranı % 15 ile % 30 arasındadır.
Spiral: Bakırlı ve hormonlu çeşitleri vardır. Rahim içine takılır ve uzun süreli koruma sağlar. Bu yöntemin uzman doktor tarafından uygulanması gerekir. Spiral takılan kişi hamile olmamalıdır. Spiral genelde adet görülürken ya da adetten birkaç gün sonrası takılır. Çünkü bir kadının adet görmesi hamile olma ihtimalinin çok düşük olduğunu gösterir. Şu bilinmelidir ki spiral yumurtanın döllenmesini engellemez, spiral sayesinde döllenen yumurta rahme tutunmaz. Spiral bazı istenmeyen etkilere yol açabilir. Örneğin, çeşitli enfeksiyonlar ve sonucundakısırlık, düzensiz kanamalar, ağrılar bunlardan bazılarıdır. Bu nedenle spiralin doktor tarafından belli zamanlarda kontrol edilmesi gerekir. Ayrıca spiralin kendiliğinden dışarı atılma ihtimali de vardır. Spiral kullanımının gebeliği önlemede başarısızlık oranı % 0.198 ile % 2 arasındadır.
Diafragma: Esnek, yumuşak bir halka şeklindedir. Sperm öldürücülerle beraber kullanılır. Rahim ağzını kapatarak sperm geçişini engeller. Tek kullanımlıktır ve ilişkiden birkaç saat önce takılmalıdır. Alerjik etkilere neden olabilmektedir. Başarısızlık oranı % 5-20 arasındadır.
Servikal Başlık: Diafragma gibi yumuşaktır, sperm öldürücü krem içerir. Bu da rahim ağzına takılır ve başarısızlık oranı % 20 civarındadır.
Spermisid: Sperm öldürücüdür. Spermisidler; jel veya köpük şeklindedir. Diafragmayla değil de tek başına kullanıldığında başarısızlık oranı % 25 seviyesine çıkabilmektedir. Alerjik etkileri olabilir.
Erkek Prezervatifi ( Kondom ) : Yüzyıllardır kullanılan bir yöntemdir. Prezervatif ereksiyon halindeki penise geçirilmelidir. Spermin vajinaya ulaşmasını engeller. Prezervatif kullanımının bazı avantajları vardır. Çeşitli hastalıklara karşı da koruyucudur. Bazı prezervatiflerde sperm öldürücü spermisidlerin bulunması gebelik ihtimalini azaltır. Kimi erkeklerde ereksiyon süresini uzatan prezervatifler de mevcuttur. Prezervatif bazı erkeklerde alerjik etkiye neden olmaktadır. Başarısızlık oranı %2 ile % 15 arasında değişmektedir.
Kadın Prezervatifi ( Femidom ): İnce bir halka şeklindedir. Rahim ağzını, vajina iç duvarını tamamıyla örter ve spermin yumurtaya ulaşmasını engeller. Fakat pratik, kullanışlı bir yöntem değildir. Bunlar da alerjik etkilere sebep olabilmektedirler. Başarısızlık oranı erkek prezervatiflerinden daha fazladır ve % 5-20 arasında değişir.
Sünger: Spermisid içeren ve spermi tutarak geçişini engelleyen maddedir. Cinsel ilişki öncesi vajina içine yerleştirilmesi gerekir. Alerjik etkilere neden olabilir. Başarısızlık oranı % 20 civarındadır.

Doğum Kontrol Hapları: Yaygın şekilde kullanılan, hormon içeren ilaçlardır. Rahimde döllenmiş yumurtanın tutunmasını engelleyecek şekilde değişiklik yaparak gebeliği önler. Yalnız istenmeyen gebelikleri önlemek için değil, bazı jinekolojik hastalıklarda da kullanılabilir. İçeriğinde östrojen ve progesteron bulundurur. Düzenli olarak her gün alınmalıdır. Düzenli kullanımda adeti düzenli hale getirir. Bazı kanser türlerine karşı koruyucudur. Doğum kontrol hapının kullanımına son verilmesinden itibaren 6-12 ay sonrasına kadar doğurganlığı olumsuz yönde etkilemesi, depresyona neden olması, göğüslerde hassasiyet oluşturması, kilo aldırması ise dezavantajlarıdır. Başarısızlık oranı % 0,1 ile % 3 arasında değişir.
Erkekte Tüp ve Kordonların Bağlanması: Spermin geçtiği kanallar bağlanır böylece ejeküler sıvıda sperme rastlanmaz. Başarı oranı yüksektir ( başarısızlık oranı % 0,2 ) fakat geri dönüşümü yoktur.
Kadında Tüplerin Bağlanması: Cerrahi yöntemle kadında tüplerin bağlanarak sperm geçişinin engellendiği kısırlaştırma yöntemidir. Başarısızlık oranı % 0,5 civarındadır.
Deri Altı İmplantları: Ön kol deri altına yerleştirilir. Progesteron içerir ve döllenmiş yumurtanın rahme tutunmasını engeller. Uzun süreli kullanım sağlar. Başarısızlık oranı % 1 seviyelerindedir.
İğne: Aylık ( Mesygina ) ya da üç aylık ( Depo- Provera ) iğneler şeklinde uygulanmaktadır. Aylık iğne, östrojen ve progesteron içerir. Kalçadan yapılır, ovulasyona engel olur ya da döllenmiş yumurtanın tutunmasını önleyecek biçimde rahimde değişiklik yapar. Üç aylık iğne ise aylık iğneden farklı olarak östrojen içermez. İğne kilo alımına, göğüslerde hassasiyete neden olabilir. Başarısızlık oranları % 0,1 ile % 1 arasında değişir.